Aşık Oluyorum, Eyvah!

Off yaa ben aşık mı oluyorum ne halt ediyorum bilemedim. Ne saçma sapan bi insanım anlamadım ki. İnsan iki görür muhabbet eder filan dimi?! Anca o zaman. Hadi aşık oldun bari yaşa... O da yok. Benimkiler hep platonik. Şansıma ediyim.

Günün şarkısı

Charlie Mars'tan geliyor: Listen to the Dark Side
Hatta klibinde de Mary Louise Parker oynuyor.

(İyi ki tavsiye etmiş LL bu şarkıyı. Pek bi güzel, defalarca dinlenesi).


Şimdi bir yolculuk zamanıdır

Çok fazla şeye ilgi duyuyorum. Hepsini görebilmek, öğrenebilmek mümkün değil. Bir tanesi de tam olamıyor bu yüzden. Sevmiyorum bu durumu. Hiçbirşeyi tam başaramamış gibi hissediyorum kendimi.
Dengesizim. Anlık olarak gayet iyiyim. Sonra bir başka an kendimi çok kötü hissediyorum. 5 dakika önce yaptğım bir şeyden 5 dakika sonra pişman oluyorum. Hastayım. Yoksa sadece henüz kendimi mi bulamadım? Eee bu yaşa kadar?
Bugünlerde bir yolculuğa ihtiyacım var sanki. Yolların kenarlarında ağaçlar, yeni yerler, tanımadığın insanlar, dolayısıyla seni tanımayan insanlar... Bir de beni seven birine ihtiyacım var tabii. Ona herkesin her an ihtiyacı var da... Neyse... Bilmiyorum nereye kadar.

Ben neredeyim?

Emmy ödüllerini izledim, onunla ilgili yazacaktım, erteledim. Şimdi üstünden 1 ay filan geçti heralde (hiç de zaman mefhumu yoktur bende :p). Tina'yı yazacaktım. Onun Emmy'sini yazacaktım, cupcake'lerini yazacaktım. Off off bi tembellik, bi bıkkınlık, bi depresyon geldi bana. Facebook hesabımı dondurdum. (Aman ne büyük olay! Aferin mi bekliyorsun? Aferin!) Zavallı, suçsuz, masum Amerikalı email arkadaşım da nasibini aldı bu depresyondan. Yazık 1 aydan fazla yazmayınca merak etmiş:). Neyse orayı düzelttik sanırım. Özürler dilendi filan. Bazen nefret edilecek bir insan olabiliyorum. Bir dahaki mesajımda güzel şarkılar tavsiye edicem. Unutmayayım şurda kalsın...

Günün Sözü

Efendim böyle bir bölümümüz yok ama şimdi içimden geldi. Günün sözü Larry Lipton'dan geliyor:

'I can't listen to that much Wagner, ya know? I start to get the urge to conquer Poland.'

Daha fazlası için : Manhattan Murder Mystery

Olmadı! bkz: bir önceki mesaj

O kadar şanslı olmadığımı biliyordum:). Ama onun yerine Michael'ı gördüm. Michael'ın o 80'lerdeki hali, benim elim onun saçlarının arasında ve saçlarına övgüler düzüyorum:). Tatlıydı, garipti, hüzünlüydü.

Yine de:
help me sing it, ma ma se,
ma ma sa, ma ma coo sa
ma ma se, ma ma sa,
ma ma coo sa...

Bi daha! Bi daha!

Son zamanlarda gördüğüm rüyaların ilginçliği yanında bir de senaryo olabilme özellikleri mevcut. Yani demek istediğim yetenekli bi Hollywoodcu amca olsa bi kaç tane film çıkarabilir içlerinden. Bilemem, B sınıfı aksiyon filmlerine de benzeyebilirler, Oscarlık da olabilirler. Gördüğüm gün gelip yazsaydım keşke şuraya. Şimdi sadece bir tanesini hatırlayabiliyorum. 'Metroda Patlama'! O kadar gerçekti ki, kan revan içinde insanların yerlerde sürünmelerini, kolu kopmuş ya da herhangi bir şekilde yaralanmış olanların can havliyle olay yerini terketmek için kaçışmalarını hâlâ dehşet içinde hatırlıyorum. Bana hiçbirşey olmadı. Ama o tüm korkunç manzarayı görmek, yaşamak zorunda kaldım. Bu yüzden nasıl olduğunu anlamadığım şekilde zamanda geri gidip felaketi tekrar yaşamak durumunda olunca patlama olmadan önce oradan ayrıldım. Yeteri kadar uzaklaştığımda sadece patlama sesini duydum. Olay yerinden uzaklaşırken aklımda olan tek şey, bu yaptığım yüzünden yani 'geçmişi değiştirme'mden dolayı hayatımda neler olabileceğiydi. Uyandığımda bir süre rüyanın rüya olduğunu algılayamadığımdan baya bir korktuğumu itiraf edeyim. Sonrasında ise gelen bir rahatlama...:)

Rüya görme konusunda bir uzman olduğumdan mıdır, yoksa herkesin arada bir başına gelen bir şey midir bilemiyorum ama dün gece öylesine 'keşke şöyle bir rüya görsem' diye aklımdan geçirip tam da istediğim gibi bir rüya görünce bu gece için de heveslendim:)). O kadar da şanslı olamam heralde. Ama olursam ahhh!!! Ben yine birine tutuldum galiba. Rüya da onunla ilgiliydi. Rüyalarda buluşuruz yani... Zavallı ben :)))

About this blog

I remember one morning getting up at dawn, there was such a sense of possibility. You know, that feeling? And I remember thinking to myself: So, this is the beginning of happiness. This is where it starts. And of course there will always be more. It never occurred to me it wasn't the beginning. It was happiness. It was the moment. Right then.